Hindistan, farklı dinlerin, etnik grupların, dillerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı dünyanın en önemli çok kültürlü toplumlarından biridir. Hinduizm ülkedeki çoğunluk dini olmakla birlikte İslam, Hristiyanlık, Sihizm, Budizm, Jainizm ve diğer inançlar da Hindistan toplumunun önemli parçalarını oluşturmaktadır. Özellikle Müslümanlar, Hindistan’ın toplumsal yapısı içerisinde önemli bir yere sahiptir. 2011 nüfus sayımına göre Müslümanlar ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 14,2’sini oluşturmaktadır. Bu durum Hindistan’ı dünyanın en büyük Müslüman nüfuslarından birine sahip ülkelerden biri haline getirmektedir.
Hindistan Anayasası din özgürlüğünü güvence altına almakta ve ülkenin farklı dini toplulukların bir arada yaşadığı laik bir demokrasi olarak şekillenmesini öngörmektedir. Bununla birlikte özellikle son yıllarda Hindu milliyetçiliğinin siyasal alandaki etkisinin güçlenmesi, ülkedeki Müslümanların ve diğer dini azınlıkların konumuna ilişkin tartışmaların yoğunlaşmasına neden olmuştur.
Bu tartışmaların merkezinde Hindutva kavramı bulunmaktadır. Hindutva genel olarak Hindu kimliğini Hindistan’ın ulusal ve kültürel kimliğinin merkezine yerleştiren Hindu milliyetçisi bir ideolojik yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Hindutva’nın Hindistan siyasetindeki etkisinin artmasında Bharatiya Janata Party’nin (BJP) yükselişi ve Narendra Modi’nin 2014 yılında başbakan olması önemli bir dönüm noktası olmuştur.
Modi liderliğindeki BJP hükümetleri döneminde Hindutva’nın siyasi söylem ve devlet politikaları üzerindeki etkisinin daha görünür hale geldiği konusunda akademik tartışmalar bulunmaktadır. Bu durum özellikle Müslümanların vatandaşlık hakları, dini özgürlükleri, güvenlikleri ve toplumsal konumları bakımından eleştirilere neden olmuştur.
Hindistan’daki Müslümanların durumunu yalnızca dini bir mesele olarak değerlendirmek ise yeterli değildir. Vatandaşlık, mülkiyet, ifade özgürlüğü, dini mekânlar, göç, sınır dışı edilme, Keşmir ve Hindistan’ın İsrail ile ilişkileri de bu konunun farklı boyutlarını oluşturmaktadır.
Bu araştırma yazısında öncelikle Hindutva’nın tarihsel ve ideolojik temelleri ele alınacak, ardından Modi ve BJP döneminde Hindutva’nın siyasal etkisi değerlendirilecektir. Daha sonra Hindistan’daki Müslümanların insan hakları sorunları; vatandaşlık politikaları, dini mekânlara ilişkin tartışmalar ve “buldozer politikası” üzerinden incelenecektir. Keşmir meselesi, Hindutva ile Siyonizm arasındaki karşılaştırmalar, Hindistan-İsrail ilişkileri, göç ve Rohingya meselesi de insan hakları perspektifinden ele alınacak ve son olarak Türkiye’nin konuya yaklaşımına değinilecektir.
Zeynep Aybike ÇELİK – SvS Stajyeri
Yazının tamamını BURADAN okuyabilirsiniz.






