Değişen Ortadoğu Güvenlik Mimarisi ve Mekke Antlaşması

Ortadoğu’da Esad rejimi hanedanlığının çöküşüyle harpler hız kazandı. Lübnan, Irak, İran, Filistin, Suriye ve Körfez ülkeleri ateş çemberinin içerisindedir. Türkiye ise köklü devlet gelenekleri ve kurumsallaşmış hariciye hafızası, kudretli ordusu, coğrafi konumu, savunma sanayi kapasitesi ve denge siyaseti sayesinde ateş çemberinin dışında kalmayı başarmıştır. Türkiye, politikaları, ordusu, istihbaratı, hariciyesi ve vekil güçleri sayesinde dışarıdaki düşmanlarını “İleride Savunma, Ağ Merkezli Manevra Harbi ve Kaynağında İmha Etme” stratejisi ile hudutlarını müdafaa etmeyi başarmıştır. Burada Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türk Savunma Sanayisinin, Milli İstihbarat Teşkilatının ve Türk Hariciyesinin gayretleri ve stratejik sabrı yadsınamaz. Diplomasi, bir cambazın yavaşça ve dikkatlice adımlar attığı bir sanattır. Bu başarılar Libya’ya, Irak’a, Suriye’ye, Sudan’a ve Somali’ye kadar uzanan geniş bir sahayı kapsamaktadır.

7 Ekim 2023 saldırısı ile ise İran’ın gerileyiş devri başlamıştır. Tabii tek faktör bununla sınırlı değildir ancak İran ve vekil güçleri, harpte ağır bir darbe almıştır. Suriye’de vaktinde Halep-İdlib hattı “Kuzey / Kuzeybatı Cephesinde” oluşan güç boşluğunu, Ukrayna-Rusya ve İsrail-İran harplerinin yarattığı boşluğu TR ve sahadaki müttefikleri doğru tahlil etmiştir. Ani ve baskın tipi taarruz, İran vekil güçlerini, Rusya’yı ve Esad rejimini gafil avlamıştır. İran’ın vekil güçlerinin darbe aldığı sahalar Suriye, Filistin ve Lübnan ile öne çıkmaktadır. Diplomasi ve savaş, doğru zamanda, doğru yerde, doğru hamleyi vaktinde yapma sanatıdır. Suriye’de Esad hanedanlığının düşüşü ile büyük bir lojistik hat kesilmiştir. 21. yüzyıl savaşlarında hala altın bir kuraldır: “Lojistik yoksa harbin devamlılığı sağlanamaz.”

Alpaycan İÇEN – SvS Stajyeri

Yazının tamamı için:

Paylaş