Türkiye-Afrika Savunma İşbirliği: Somali Örneği
Yaklaşık 31 milyon karelik toprak parçasına sahip olan Afrika bölgesi, köklü bir geçmişiyle insanlık tarihinin önemli bir parçasıdır. Tarihsel derinliği, kültürel çeşitliliği ve jeopolitik önemiyle uluslararası sistemin en dikkat çekici bölgelerinden biridir. Yaklaşık 1.4 milyar nüfusu ve buna bağlı 54 bağımsız devletiyle hem küresel güç dengeleri hem de bölgesel işbirlikleri açısından stratejik konumda yer almaktadır. Zengin doğal kaynaklara sahip olmasına karşın sömürgecilik mirası, siyasi istikrarsızlık, ekonomik kırılganlık ve güvenlik sorunları gibi çok boyutlu yapısal problemlerle karşı karşıyadır. Bununla birlikte son yıllarda Afrika ülkelerinde artan bölgesel entegrasyon çabaları, dış politika çeşitlenmesi ve yükselen ekonomik potansiyel; kıtanın küresel siyasetteki rolünü yeniden şekillendirmektedir. Bu bağlamda Afrika, yalnızca sorunlar üzerinden değil; fırsatlar, dönüşüm süreçleri ve aktör çeşitliliği üzerinden ele alınması gereken bir dinamik çalışma havzasını bizlere sunmaktadır.
Bu bilgiler ışığında Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ilişkiler, siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda son yıllarda ivme kazanmıştır. Siyasi düzeyde, özellikle 1998’de başlatılan Afrika Açılımı Politikası ve devamında geliştirilmiş ortaklık çabaları, iki taraf arasında artan diplomatik temaslar ve yüksek düzeyde gerçekleştirilen ziyaretlerle desteklenmiştir (Dışişleri Bakanlığı, 2025). Bu süreçte Türkiye, Afrika ülkeleriyle eşitlik ve karşılıklı yarar temeline dayanan bir siyaset izlemiş, ayrıca bölgesel barış ve güvenlik projelerine katkı sağlamıştır (Balcı, 2024). Ekonomik ilişkiler açısından ticaret hacmi son yıllarda önemli şekilde artmış; Türk firmalarının kıtadaki yatırımları ve ticari iş birlikleri Afrika’nın ekonomik potansiyelinden karşılıklı yararlanma arayışını ortaya koymuştur ( Hassan, 2022; Türker & Akçacı, 2025). Özellikle Somali gibi ülke örneklerinde ticaret ve yatırım ilişkileri derinleşirken ekonomik ortaklıklar bölgesel kalkınma perspektiflerini güçlendirmektedir ( Türker & Akçacı, 2025). Sosyal boyutta ise eğitim, burs programları ve insani yardım faaliyetleri etkileşimi arttırmakta; bu da ilişkilerin yalnızca devletlerarası düzeyde kalmayıp halklar arası bağları da kapsadığını göz önüne sürmektedir. Bu çok boyutlu ilişki anlayışı, Türkiye-Afrika iş birliğinin hem güncel dinamiklerini hem de sürdürülebilir ortaklık perspektifini gün ışığına çıkarmaktadır.
Afrika’da son dönemde yaşanan siyasi kargaşalarda Türkiye’nin uluslararası arabulucu rol konumunda olmasından anlaşılacağı üzere Türkiye Afrika’yla siyasi ve askeri meselelerde irtibat halindedir, yani uzlaştırıcı ülke konumundadır (Euronews, 2021; Özkan & Orakçı, 2015.) . Türkiye’nin izlemiş olduğu bu politika ile birlikte emperyal güçler karşısında bir adım öne çıkmaktadır. Özellikle Afrika, Türk savunma sanayiinin üretmiş olduğu araçlara karşı sürekli artan talepleri askeri konuda Türkiye duydukları güvenin bir kanıtı olabilir. Afrika özellikle insansız hava araçlarında- İHA- dünyanın ilk üç ülkesinden biri olan Türkiye’nin en büyük alıcılarıdır (BBC Türkçe, 2020).
Abdulkadir GÜMÜŞ – SvS Stajyeri
Yazının devamı için:






