Çin’in Kuşak Yol İnisiyatifi Kapsamında “Borç Tuzağı” Diplomasisi

GİRİŞ

Çin Halk Cumhuriyeti, 1949 yılındaki Komünist Devrimin ardından, Çin Komünist Partisi tarafından, Mao ZEDONG liderliğinde kurulmuştur. Mao ilk etapta Sovyetler Birliği ile yakın ilişkiler kurmuş, ekonomik, askeri , teknik destek sağlamış ve dış politikasını daha çok “güvenlik” üzerine inşa etmiştir. Ülkeyi kapalı bir kutu halinde yaklaşık 30 yıl boyunca yönetmiştir. Ardından Mao’nun ölümüyle iktidara gelen Deng, modernleşmeyi Çinli bireylerin inisiyatif ve esnekliği üzerine kurmaya cesaret edebilmiştir. Dünyanın ikinci en büyük ekonomisi ve en büyük döviz rezervi hacminin yanı sıra, Empire State Binası’ndan daha yüksek gökdelenlerle dolu birçok şehriyle günümüzün Çin’i, Deng’ in öngörüsü, azmi ve sağduyusunun kanıtıdır.

   Deng Xioping 1978 yılında dünyaya duyurmuş olduğu Reform ve Dışa açılım politikası ile dört modernleşme döneminin temellerini atmıştır. Bu sayede Çin, Küreselleşme dönemine hızlı bir giriş yaptı ve Şi Cinping ’in 2049 yılında kuruluşunun yüzüncü yılında bitirmeyi hedeflediği ve “Çin Rüyası” olarak adlandırılan “Modern İpek Yolu’nun da zeminini oluşturmuştur. Deng’e göre dünya barışının önemli ölçüde Çin’deki düzene bağlıdır.

BORÇ TUZAĞI DİPLOMASİSİ

1980’li yıllar sonrasında küreselleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte dünyanın giderek daha bütünleşmiş bir yapıya bürünmesi, Sovyetler Birliği’nin çözülmesi ve bu sürecin sonucunda yeni bağımsız devletlerin ortaya çıkması, uluslararası sistemde Amerika Birleşik Devletleri’nin tek baskın güç olarak öne çıktığı yeni bir düzenin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Bu dönemden günümüze geçen zamanda Çin, ekonomik anlamda ciddi ilerleme kateden tek devlettir. Özellikle 2000’li yıllar sonrası dünyada ciddi derecede etkisini arttırmış, Asya, Avrupa, Afrika bölgesinde yeni pazarlar elde etmiştir. Ardından, İlk olarak Çin 2013 yılında, M.Ö. 138 yılında Çinli gezgin Chang Chen’in “Orta Asya” ziyareti ile başlattığı Tarihi ipek yolunu yeni küresel sisteme entegre ederek, “Bir Kuşak Bir Yol” adı altında Doğu-Batı ticaretini yeniden canlandırma hedefiyle, bir ticaret koridoru inşa etme girişiminde bulunmuştur.

   Bazı akademisyenler Çin’in bu girişimini devletleri bir borç batağına sürükleyerek kendisine bağımlı kılmaya çalıştığını, jeopolitik etkisini arttırarak küresel liderliğe soyunduğu ve bu yolla bir hegemonya inşa etmeye çalıştığını iddia etmektedir. Fakat bazı akademisyenler Çin’in bu projesinin tüm dünyada barış ve istikrarı sağlayacağını, küresel çaplı iş birliğine odaklandığını, uluslararası sistemde görünmeyen üçüncü dünya ülkelerini görünür kıldığını savunmaktadır.  Çin, bugün dünyada borç veren ülkeler sıralamasında ilk sırada yer almaktadır.

    Özellikle bu projede yer alan gelişmemiş ülkelere Laos, Kamboçya, Zambiya ülkelerine kredi desteği vererek o ülkeleri “borç batağına” sürüklediği iddiasıyla diğer ülkeler tarafından eleştirilmektedir.  İngiltere Dış İstihbarat Teşkilatı’nın (MI6) Başkanı Richard Moore’ ye göre Çin’in diğer ülkelere borç verip, ülkelerin borçlarını geri ödeyemedikleri durumlarda kilit önemdeki varlıklarına el koymaktadır. Hirschman’a göre ise, “Borç tuzağı diplomasisi” ticaretin kendisi “değerli” olduğu için daha zayıf taraflar, ticari ilişkilerin sürdürülmesi adına güçlü tarafa çeşitli ayrıcalıklar tanımaya razı olabilirler. Bu etki, açık bir karşılıklılık içermeyen, koşulsuz bir politika uyumunu ifade eder. Bu uyum zaman zaman devletlerin belli konularda taviz vermesine de neden olmaktadır. Örneğin devletler belirli altyapı çalışmaları için Çin’den belirli krediler tesis etmektedir.

   Fakat bu krediler belirli bir hisse karşılığında verildiği için günü geldiğinde borcunu ödeyemeyen devletler stratejik varlıklarını Çin’e devretmek zorunda kalmaktadırlar. Sri Lanka’daki Hambantota limanı bu durumun en net örneği olmuştur. Çin bu liman için gerekli altyapı çalışmalarını sürdürmüş ve kredi desteği vermiştir. Fakat günün sonunda Sri Lanka’nın bu proje kapsamında borçlarını ödeyememesi nedeniyle Çin bu limanın işletimini 99 yıllığına kiralamış ve bir tür borç tahsisinde bulunmuştur.

  Aynı zamanda Çin, bu projeyi hayata geçirirken özellikle az gelişmiş Güney ülkeleri ile olan ekonomik iş birliklerinde de masada en güçlü aktör rolünü üstlenmiştir. Afrika Ülkelerine olan yatırımları, kredi sağlaması, teknik desteği vb. araçlar ile 2025 yılında Afrika’nın en büyük ticaret ortağı olmuştur. Bir diğer sorun Çin’in B&R ülkelerine ne kadar kredi verdiği de net değildir; raporlar eksiktir. Dünya Bankası, 2021 yılı sonu itibarıyla Çin’e borcu bulunan ve verileri kayıtlı olan 98 ülkenin borç stokunu tahmin etmiştir. Bu konuda Çin verileri de şeffaflıktan uzak bir politika izlemektedir. Bu nedenle Afrika ülkelerine de verilen borçlar konusunda kesin bir bilgi sağlanamamıştır. İlerleyen süreçte bu az gelişmiş Afrika ülkelerininde, Sri Lanka örneği ile benzer bir son yaşamayacağının kesin bir garantisi yoktur.

Kaynakça

Grimmel, A., & Eszterhai, V. (2020). The Belt and Road Initiative and the Development of China’s Economic Statecraft: European Attitudes and Responses. International Studies, 57(3), 223-239. https://doi.org/10.1177/0020881720925223

https://www. bbc.com/turkce/haberler-dunya-59892272

Ateş, Erdem. (2024). Kuşak-Yol Girişimi ve Türkiye. Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü.

Chan, L.-H. (2020). Can China remake regional order? Contestation with India over the Belt and Road Initiative. Global Change, Peace & Security, 32(2), 199-217. https://doi.org/10.1080/14781158.2020.1772215

KİSSİNGER, Henry. (2020). ÇİN(Dünden Bugüne Yeni Çin). İstanbul, Kaknüs Yayınları,3. Baskı.

Öztürk, S. (t.y.). KÜRESEL EKONOMİK KRİZİN ÇİN EKONOMİSİNE ETKİLERİ: ÇİN’İN BÜYÜME STRATEJİSİNİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ.

Naime PINAR – SvS Stajyeri

Paylaş