Suriye ve Türkiye: Güçlü Tarih, Parlak Gelecek

Suriye ve Türkiye arasındaki ilişkiler, sadece iki komşu ülkenin sınır paylaşımı değil; ortak bir tarihin, iç içe geçmiş bir kültürün ve yeniden inşa edilen stratejik bir kaderin hikayesidir. 1955 yılında Suriye Cumhurbaşkanı Haşim elAtasi ile Türkiye Başbakanı Adnan Menderes’in Şam’daki tarihi buluşması, bu köklü bağın ilk büyük diplomatik nişanesiydi. Bugün ise bu tarihi miras, modern bir devlet aklı ve “Entegre Siyaset” anlayışıyla çok daha geniş bir vizyona taşınmaktadır.

Devrimin İlk Yılları: Türkiye’nin Stratejik ve İnsani Kalkan Rolü

Suriye’de 2011 yılında halkın adalet ve özgürlük talebiyle başlattığı hareket, Türkiye için sadece bir dış politika meselesi değil, tarihi bir sorumluluk olarak görüldü. Devrimin ilk günlerinden itibaren Türkiye, Suriye halkının sesini dünyaya duyuran bir “diplomatik merkez” haline geldi. Henüz askeri operasyonlar başlamadan çok önce Türkiye, kurduğu kamplar ve uyguladığı “açık kapı politikası” ile rejimin halkı tamamen yok etme ve bölgeyi insansızlaştırma planını bozdu.

Odönemde Türkiye, bölgedeki İran destekli yayılmacı projelere karşı Suriye’nin kimliğini ve toplumsal dokusunu koruyan tek güç oldu. İstihbari ve lojistik anlamda sağladığı rehberlikle, yerel halkın kendi vatanını savunacak bir bilince ulaşmasına öncülük etti. Türkiye’nin bu ilk yıllardaki duruşu, Suriye muhalefetinin parçalanmasını önlemiş ve onlara uluslararası meşruiyet kazandırmıştır. Eğer Türkiye o günlerde bu stratejik derinliği sağlamasaydı, bugün Suriye’de halkın iradesinden bahsetmek mümkün olmayacaktı. Bu sessiz ama derinden yürütülen destek, aslında bugünkü zaferlerin ve güvenli bölgelerin temel taşlarını o günlerden döşemiştir.

Ahmed ELHAC – SvS Stajyeri

Yazının tamamı için:

Paylaş