2026 yılı itibarıyla, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki ticaret savaşları, “yüksek teknoloji hammaddeleri” ekseninde derinleşerek bir “ekonomik kuşatma” halini almıştır. Akıllı telefonlardan elektrikli araçlara (EV), F-35 savaş uçaklarından rüzgar türbinlerine kadar modern dünyanın en kritik bileşenlerini oluşturan 17 element, artık sadece ticari birer mal değil, jeopolitik birer silahtır.
İşte bu modern maden savaşının son durumu ve kritik cepheleri:
Çin Tarafından İzlenen Politika
“ABD şu anda ticaret ortaklarına uyguladığı gümrük vergilerini artırmak için ticaret soruşturmaları gibi alternatif önlemler planlıyor. Çin bunu yakından izlemeye ve çıkarlarını kararlılıkla savunmaya devam edecektir.”
Çin, dünyadaki nadir toprak elementleri madenciliğinin yaklaşık %70’ini, kimyasal işleme sürecinin ise %90’ını elinde tutarak hâlâ oyunun kurallarını belirliyor.
Çin’in “Savunma Ambargosu” Stratejisi
Çin, 2025’in son çeyreği ve 2026 başında yürürlüğe koyduğu yeni düzenlemelerle, savunma sanayii üreticilerine yönelik doğrudan lisans kısıtlamaları getirerek , bu elementlerin askeri amaçlarla (örneğin ABD savaş uçaklarında) kullanılmasını engellemek için “Çift Kullanımlı İhracat Lisansı” zorunluluğu getirdi. Bu, Çin’in onay vermediği hiçbir ülkeye stratejik sevkiyat yapılamayacağı anlamına geliyor.
Uçtan Uca Engel: Çin sadece ham cevheri değil, mıknatıs üretim teknolojisini de yasaklayarak Batılı savunma devlerini (Lockheed Martin, Raytheon vb.) üretim hatlarını durdurma riskiyle karşı karşıya bırakmıştır.
Mehmet CAN – SvS Stajyeri
Yazının devamı için tıklayınız






