Pasifik’te Güç Dengesi: Çin’in Yükselişi ve ABD’nin Stratejik Yanıtı

Öz: Bu çalışma, 21. yüzyılda Asya ülkelerinin, özellikle de Çin’in yükselişiyle değişen bölgesel durumları ve bu doğrultuda gelişen “Hint-Pasifik” kavramını incelemektedir. Çin’in askeri güncellemeleri, savunma bütçesindeki sürekli artış ve deniz gücünü geliştirme çabaları, başta ABD olmak üzere bölgedeki ülkelerde ciddi güvenlik endişelerine neden olmuştur. Pekin’in enerji ve ticaret yollarını koruma amacıyla uygulamaya koyduğu “İnci Dizisi” stratejisi ve Kuşak ve Yol İnisiyatifi, bölgedeki rakiplerini çevreleme ve jeopolitik etkisini artırma çabası olarak görülmektedir.

  Çin’in bu genişleyici politikalarına karşı ABD, Barack Obama döneminde başlattığı “Asya’ya Dönüş” stratejisini Donald Trump döneminde “Hint-Pasifik Stratejisi” olarak güncellemiştir. ABD, bölgedeki etkisini sürdürmek amacıyla Japonya, Avustralya ve Hindistan gibi ülkelerle iş birliğini derinleştirmeye çalışmaktadır. Bu süreçte Barry Buzan’ın Bölgesel Güvenlik Kompleksi Teorisi çerçevesinde, bölgedeki ülkelerin doğrudan Çin’e karşı gelmekten kaçınarak hem ekonomik iş birliğini sürdürdükleri hem de güvenlik tehditlerini azaltmaya çalıştıkları “riskten korunma” (hedging) stratejisini benimsedikleri görülmektedir.

   Çalışmanın merkezinde, Hint-Pasifik stratejisinin en dinamik kısmını oluşturan Japonya ve Hindistan ilişkileri bulunmaktadır. Japonya, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ni dengelemek için şeffaf ve sürdürülebilir projelere dayanan “Kalite Altyapısı” girişimini başlatmıştır. Hindistan ise “Doğu’ya Bakış” politikasıyla deniz güvenliğini ön plana çıkararak, Çin’in kendisini Pakistan üzerinden kuşatma girişimlerine karşı önlemler aramıştır. İki ülke, Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (Quad) ve Malabar gibi ortak askeri tatbikatlarla savunma ve güvenlik alanındaki iş birliklerini “Stratejik ve Küresel Ortaklık” seviyesine yükseltmiştir. Ancak bu stratejik yakınlaşmaya rağmen; iki ülkenin öncelikli tehdit algılarının farklı olması (Japonya için Kuzey Kore, Hindistan için Pakistan), bürokratik engeller ve savunma sanayisi teknolojisi transferindeki maliyet/isteksizlik sorunları, Hindistan-Japonya güvenlik iş birliğinin sınırlarını belirlemektedir.

Anahtar Kelimeler: Hint-Pasifik, Çin’in Yükselişi, Kuşak ve Yol İnisiyatifi, Japonya-Hindistan İlişkileri, Riskten Korunma (Hedging), Quad.

GENİŞLETİLMİŞ ÖZET

Araştırma Problemi

   21.yüzyılın “Asya yüzyılı” olarak adlandırılması için en temel sebep, başta Çin olmak üzere bölgedeki ülkelerin kaydettikleri büyük ekonomik büyüme ve artan askeri güçlerdir.Çin’in ekonomik kuvvetinin artmasıyla birlikte askeri bütçesini devamlı olarak artırması, deniz stratejisinde açık denizlerde güvenliğin ön planda olmasına yön vermesi ve “Kuşak ve Yol İnisiyatifi” gibi projelerle nüfuz alanını genişletmesi, Asya-Pasifik’teki güç dengelerini sarsmıştır. Bu genişleme, ABD, Hindistan ve Japonya gibi bölgenin diğer büyük aktörlarında ciddi güvenlik endişeleri tetiklemektedir. Bu çalışmanın temel sorusu, Çin’in birçok yönden yükselişi nedeniyle bölgedeki güvenlik yapısının nasıl değişim geçirdiğini, bu durumu “Hint-Pasifik” kavramı üzerinden incelemek ve bu doğrultuda Hindistan ile Japonya arasında ortaya çıkan stratejik ve askeri yaklaşımların ne kadar olası ve hangi sınırlar içinde yer aldığını belirlemektir.

Araştırma Soruları

  Çalışmada, bölgedeki jeopolitik güç savaşları ve ittifaklar şu temel sorulara göre incelenmektedir:

   Çin’in askeri yenilikleri, “İnci Dizisi” stratejisi ve Kuşak ve Yol İnisiyatifi, bölgenin güvenlik algılarını ve güç dengesini nasıl etkiliyor?

  “Hint-Pasifik” kavramı ve ABD’nin “Özgür ve Açık Hint-Pasifik” stratejisi, bölge ülkelerinin dış politika yönlerini nasıl etkiledi?

  Çin’i dengelemeye çalışan Hindistan ve Japonya arasında güvenlik ve savunma ilişkileri tarihsel olarak nasıl gelişti ve bu iş birliğinin temel sınırları nelerdir?

Literatür Taraması

   Metindeki kuramsal çerçeve, Barry Buzan’ın coğrafi yakınlık, tehdit algıları ve karşılıklı güvenlik bağımlılığı kavramlarına dayanan Bölgesel Güvenlik Kompleksi Teorisi ile oluşturulmaktadır. Dünya literatüründe ABD’nin Çin’inkin gibi askeri yeteneklerini sınırlamak istemesi, “Müşterek Operasyonel Erişim”, “girişimi önleme” (A2) ve “bölgeyi dışlama” (AD) gibi kavramlarla ifade edilmektedir. Bölge ülkeleri (özellikle Hindistan) büyük güçler arasında rekabet halindeyken, doğrudan bir tarafın yanında durmak yerine hem aynı anda hem de dengeli bir şekilde hareket etme stratejilerini kullanırlar.

  Bu yaklaşım “riskten korunma” (hedging) olarak adlandırılır ve bu strateji, Goh (2006) ve Medeiros (2005) tarafından açıklanmıştır. Ayrıca Japonya’nın Çin’in altyapı faaliyetlerine karşı geliştirdiği “Kalite Altyapısı” kavramı ,Dörtlü Güvenlik Diyaloğu literatüründe önemli referanslardan biridir.

Yöntem

  Bu çalışma, Hint-Pasifik bölgesi güvenlik yapısı ve bu bölgede yer alan aktörler arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla nitel araştırma yöntemine dayalı vaka incelemesi yaklaşımı kullanılmıştır.Çalışma kapsamında, Çin’in bölgedeki askeri ve ekonomik etkileri, örneğin savunma bütçeleri, askeri strateji belgeleri ve liman yatırımları, ABD’nin stratejik raporları, Hindistan ve Japonya’nın ikili güvenlik deklarasyonları, nükleer anlaşmaları, ortak askeri tatbikatlar örneğin Malabar ve vizyon belgeleri gibi dokümanlar analiz edilmiştir. Hindistan ve Japonya’nın dış politikaları, Çin’in etkisini dengelemeye yardımcı olacak şekilde karşılaştırılmış bir analiz görmüştür.

Bulgular ve Sonuçlar

  Araştırmanın bulgularına göre, Hint Okyanusu ve Batı Pasifik’in jeopolitik olarak birleştiği Hint-Pasifik bölgesi, küresel deniz ticareti ve enerji taşıma hatlarının merkezidir.Çin’in bu bölgede nüfuzunu artırmak amacıyla gösterdiği agresif eylemler, geleneksel “merkez ve uç birim” güvenliği zayıflatacak şekilde, ülkeleri yeni bir güvenlik iş birliği modeline yönlendirmektedir. Japonya, Çin’in egemenliğini kırmak için ekonomik alanda “Kalite Altyapısı” modelini sunarken, Hindistan ise deniz gücüne odaklanarak “Doğu’ya Bakış/Doğu’ya Hareket” politikalarını geliştirmiştir.İki ülke, Quad mekanizması ve yüksek seviyeli askeri antrenmanlar sayesinde savunma işbirlikleri alanında tarihsel bir hız kazanmış ve savunma sanayisi ile lojistik desteği alanlarında önemli gelişmeler kaydetmiştir. Ancak elde edilen sonuçlar, bu stratejik ortaklığın tam anlamıyla bir askeri ittifak haline gelmesinde bazı yapısal engellerin ardında olduğunu göstermektedir. Hindistan’ın geleneksel olarak bağlantı kurmamak yönünde tutumunu ve Çin ile büyük ticaret ilişkileri sebebiyle “riskten korunma” yaklaşımını sürdürmesi, Japonya’nın öncelikli tehditinin Kuzey Kore olmasının ve Hindistan’ın öncelikli tehditinin Pakistan olmasının yanı sıra teknoloji aktarımında yaşanan bürokratik ve mali engeller, Hindistan-Japonya arasındaki güvenlik iş birliğinin sınırlarını belirlemektedir.

Deniz HASIRCI – SvS Stajyeri

Yazının tamamı için:

Paylaş