Doğu Türkistan, Orta Asya’da yer alan Büyük Türkistan’ın doğu kesimidir. Bugün Çin idari yapısı içinde “Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi” olarak adlandırılmaktadır. Çin kaynakları açısından Doğu Türkistan, bir süre boyunca Xiyu (“Batı Toprakları”) adıyla anılmış ve Çinli olmayan halkların yurdu olarak kabul edilmiştir. Bu durum, Doğu Türkistan’ın tarih boyunca Çin siyasi ve kültürel dünyasının doğal bir parçası olarak görülmediğini göstermesi bakımından önemlidir. 18. Yüzyılda Mançu Hanedanlığı’nın bölgeyi işgalinden sonra ortaya çıkan Xinjiang (“Yeni Toprak”) adı, Doğu Türkistan’ın Çin açısından sonradan kazanılmış bir toprak olarak değerlendirildiğini kanıtlar niteliktedir.
Doğu Türkistan, enerji ve maden kaynakları bakımından çok önemli olmasının yanında Çin’den batıya uzanan bir nokta üzerinde bulunmasıyla oldukça stratejik bir konumdadır. Bu bölge sadece coğrafyasıyla değil medeni ve kültürel durumuyla da geçmişinden beri büyük dünya güçlerinin hakimiyet kurmak istediği bir yer olmuştur. (Yıldırım, 2026)
Bu raporda, Çin’in Uygur Türklerine yönelik politikaları politik psikoloji perspektifinden ele alınarak özellikle kriminalleştirme (suçlulaştırma) ve dehümanizasyon (insandışılaştırma) kavramları üzerinden incelenecektir. Kriminalleştirme, belirli bir topluluğun kimlik, inanç veya davranışlarının tehdit ve suç unsuru olarak tanımlanmasını ifade ederken; dehümanizasyon, söz konusu grubun insan onuruna ve özgür iradeye sahip bireylerden oluşan bir topluluk olarak görülmemesi sürecini ifade etmektedir. Bu iki süreç birbirini besleyerek “öteki” olarak tanımlanan grubun toplumsal ve hukuki açıdan dışlanmasını kolaylaştırmaktadır.
Aslı Dilan KAYAOĞLU – SvS Stajyeri
Yazının tamamını BURADAN okuyabilirsiniz.






