Öz:Bu çalışma, gözetim olgusunun tarihsel ve felsefi dönüşümünü inceleyerek, modern gözetim pratiklerinin Çin Halk Cumhuriyeti tarafından Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri ve diğer Müslüman azınlıklar üzerinde nasıl bir toplumsal kontrol ve asimilasyon mekanizmasına dönüştürüldüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Çalışmada ilk olarak Jeremy Bentham’ın disiplin ve denetim odaklı mimari hapishane tasarımı olan Panoptikon kavramı ile Michel Foucault’nun iktidar ve uysal bedenler üretimi üzerine geliştirdiği teorik çerçeve ele alınmıştır. Ardından, Zygmunt Bauman ve David Lyon’un dijital teknolojilerin gelişimiyle mekânsal sınırların ortadan kalktığını savunduğu Akışkan Gözetim kuramı incelenmiştir. Bu felsefi ve teorik zemin doğrultusunda, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) yönetim anlayışı; Konfüçyüsçü toplumsal hiyerarşi, devlete itaat, “Jimi” (Gem-Yular) sistemi ve homojen bir Çin ulusu yaratma politikaları bağlamında analiz edilmiştir.
Araştırma bulguları, Çin’in Doğu Türkistan’da fiziki ve dijital gözetim yöntemlerini bir arada kullanarak eşi benzeri görülmemiş bir dijital otoriterlik inşa ettiğini göstermektedir. Bölgede entegre edilen yapay zeka tabanlı izleme platformları (IJOP), ırk/yüz tanıma sistemleri (“Akıllı Polis”), biyometrik veri toplama faaliyetleri, araç takip sistemleri (Beidou), mikro dronlar (“Casus Kuşlar”) ve Sosyal Kredi Sistemi aracılığıyla kamusal ve özel alan tamamen kuşatılmıştır. Dijital denetimin yanı sıra, ev içi gözetim projeleri (“Aile Olmak”) ve “Yeniden Eğitim Kampı” olarak adlandırılan modern Panoptikon yapılarında tutulan milyonlarca insan; dini, kültürel ve biyolojik varlıklarından soyutlanarak sistematik bir asimilasyon sürecine maruz bırakılmaktadır. Sonuç olarak, hayatın tüm alanlarını kapsayan bu yoğun gözetim ikliminin bölge halkı üzerinde derin psikolojik travmalara, güven kaybına ve toplumsal bağların kopmasına yol açtığı tespit edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Panoptikon, Akışkan Gözetim, Çin, Doğu Türkistan, Uygur Türkleri, Dijital Gözetim, IJOP, Toplama Kampları.
1.GİRİŞ
Gözetim olgusu, tarih boyunca iktidarların toplumsal düzeni sağlama ve bireysel davranışları denetleme arayışlarının merkezinde yer alırken, modern teknoloji ve felsefi altyapıyla birlikte niteliksel bir dönüşüme uğramıştır. Samuel Bentham’ın tasarladığı ve Jeremy Bentham’ın felsefi esaslarını belirlediği Panoptikon hapishane modeli, gözetimin mekânsal disiplin aracılığıyla iktidar ideolojisine dönüşmesini sağlamış; Michel Foucault ise bu yapıyı iktidarların insan ruhunu hedef alarak “uysal bedenler” üretme aracı olarak kavramsallaştırmıştır. 21. yüzyılda veri madenciliği ve yapay zeka teknolojilerinin gelişimiyle ortaya çıkan Zygmunt Bauman ve David Lyon’un Akışkan Gözetim kuramı ise gözetimin fiziki duvarları aşarak kameralar, internet ve biyometrik veriler üzerinden günlük yaşamın her anına sızdığını savunmaktadır. Günümüzde bu iki gözetim modelinin en ileri ve aşırı sentezi Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Türkistan politikalarında görülmektedir. Çin Komünist Partisi (ÇKP); kökleri tarihsel Jimi (Gem-Yular) anlayışına ve farklı unsurları homojen bir biçimde Çinlileştirme stratejilerine dayanan yönetim anlayışını, Konfüçyüsçü itaat, hiyerarşi ve devlete bağlılık öğretileriyle meşrulaştırarak dijital sansür ve medyadaki devlet tekelinin temeli haline getirmiştir.
Bu felsefi ve teknolojik altyapı doğrultusunda Çin; Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri ve diğer Müslüman azınlıklar üzerinde kamu güvenliği kılıfı altında yapay zeka tabanlı izleme platformları (IJOP), ırksal yüz ve biyometrik tanıma algoritmaları (“Akıllı Polis”), mikro dronlar (“Casus Kuşlar”) ve Sosyal Kredi Sistemi ile Akışkan Gözetim’in en dijital boyutunu hayata geçirmiştir. Rejim, dijital kuşatmayla da yetinmeyip “Aile Olmak” projesiyle Müslüman evlerine parti üyelerini zorla yerleştirerek özel hayatın mahremiyetini yok etmiş; aynı zamanda “Yeniden Eğitim Kampı” adı verilen 24 saat kameralı ve kilitli kapılarla çevrili modern Panoptikon yapılarında milyonlarca insanı dini, kültürel ve biyolojik varlıklarından soyutlayarak kitlesel bir asimilasyona tabi tutmuştur. Bu çalışma, gözetimin Panoptikon’dan Akışkan Gözetim’e evrilen teorik boyutunu incelemeyi ve Çin’in Doğu Türkistan’da kurduğu bütüncül dijital otoriter rejimin felsefi temellerini, teknolojik araçlarını ve bölge halkı üzerinde yarattığı ağır sosyo-psikolojik tahribatları ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Yazının tamamını BURADAN okuyabilirsiniz.
Deniz HASIRCI – SvS Stajyeri






