Günümüz jeopolitiğinde Orta Koridor (Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru), yalnızca bir ticari rota değil; NATO’nun küresel dönüşümünün, Avrupa Birliği’nin finansal stratejilerinin ve bölgesel ittifakların kesiştiği yeni bir küresel güvenlik ve lojistik omurgadır. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Kuzey Koridoru’nun işlevsizleşmesi ve Hürmüz Boğazı/Kızıldeniz hattındaki asimetrik güvenlik krizleri, Orta Koridor’u küresel tedarik zinciri için zorunlu bir güvenli güzergah haline getirmiştir.
Geleneksel sınır savunmasından “kritik altyapı ve lojistik hatların korunması” (NATO 3.0) evresine geçen NATO İttifakı, Orta Koridor’u Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ni dengeleme ve Rusya’nın Avrasya’daki arka bahçesini çevreleme stratejisinin merkezi olarak konumlandırmaktadır.
NATO’nun küresel akış güvenliği stratejisi ve Orta Koridor’un kesintisiz işleyişi açısından Türkiye-Ermenistan normalleşmesi, Güney Kafkasya’da Rus nüfuzunu kıran ve Batı entegrasyonunu sağlayan en kritik jeopolitik hamledir. Yıllarca Ermenistan üzerinde askeri ve ekonomik bir vesayet kuran Rusya’nın, Ukrayna savaşıyla birlikte bölgedeki boşluğu derinleşmiştir. Bu durum, bölgede normalleşme sürecinin ivme kazanmasına zemin hazırlamıştır.
Bu normalleşme, Ermenistan’ın güvenlik mimarisini Rusya’nın Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü boyunduruğundan kurtarırken, İran’ın bölgedeki jeopolitik hatları kesme tehditlerini de boşa çıkarmaktadır. Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan üçlü barış ekseni, NATO’nun Karadeniz ve Hazar arasındaki gri alanları kapatma stratejisine doğrudan hizmet etmektedir.
Türkiye ile Ermenistan arasında varılan mutabakatlar uyarınca demiryolu ve karayolu altyapı çalışmaları hızlanmış, doğrudan uçuşlar ve ticari geçişler için altyapı hazırlanmıştır. Sınırların tam anlamıyla açılması, Orta Koridor’un Gürcistan hattına olan lojistik bağımlılığını azaltarak rotayı çeşitlendirmekte ve NATO açısından Doğu Avrupa-Kafkasya ikmal hattını çok daha güvenli hale getirmektedir.
Türkiye ve Azerbaycan’ın ısrarla savunduğu Zengezur Koridoru, ABD ve Batı’nın da dahil olmasıyla TRIPP (Trump Route for International Peace and Prosperity – Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası) adlı geniş kapsamlı bir barış ve lojistik koridoruna evrilmiştir. Ermenistan’ın Syunik bölgesinden geçecek bu 43 kilometrelik hat, Rusya’nın kontrolünden çıkarılarak tamamen Ermenistan egemenlik ve yetki alanında, ancak Batı’nın lojistik güvencesiyle işletilecek şekilde tasarlanmaktadır.
NATO bölgeyi askeri ve istihbari açıdan çevrelerken, AB de Global GatewayveConnectivity Agenda Platform üzerinden milyarlarca avroluk fonu devreye sokmuştur. Türkiye-Ermenistan normalleşmesi ve Rus kontrolünden uzak tasarlanan Zengezur projesi, Kafkasya’daki fiziki tıkanıklığı açarken AB’nin sağladığı finansmanlar bu hattı ticari olarak güçlendirmektedir. AB’nin finansal yumuşak gücü ile elde etmeye çalıştığı amacı Güney Kafkasya’yı Rusya ve Çin ekseninden kopararak Batı’ya entegre etmektir. Bu şekilde Karadeniz bölgesi ve Güney Kafkasya üzerinden Avrupa ile Orta Asya arasındaki bağlar güçlendirilecektir.
Türk Devletleri Teşkilatı; ortak gümrük yazılımları, “tek pencere” sistemi ve dijital geçiş belgeleriyle Orta Koridor üzerindeki bürokratik engelleri kaldırarak lojistik maliyetleri düşürmektedir. TDT üye ülkelerin (Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan) Türkiye öncülüğünde NATO standartlarında Türk savunma ürünlerine yönelmesi, koridorun fiziki güvenliğini Rus/Çin etkisinden bağımsız hale getirmektedir.
TDT koridorun kuzey ve merkez hattını (Orta Asya ve Hazar) güçlendirirken, henüz yeni imzalanan TR-PAKİSTAN-SUUDİ PAKTI ise güney hatlarını emniyete almaktadır. Bu durum, Rusya’nın Kuzey Koridoru şantajını işlevsiz kılmaktadır.
Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki güvenlik krizlerine karşı bir vizyon olarak Orta Koridor ve bağlantılı Kalkınma Yolu projelerine milyarlarca dolarlık finansal destek sağlamaktadır. Pakistan’ın pakta dahil olması, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) ve Gwadar Limanı üzerinden gelen Güney Asya yüklerinin, Orta Koridor altyapısına eklemlenmesini sağlamaktadır.
Bu getirilerin hepsi Orta Koridor’u dünyanın en korunaklı ve kârlı lojistik rotası yapmakla beraber Türkiye’nin bölge üzerindeki ve küresel düzeydeki hakimiyetini ve etkisini vurgulayarak arttırmaktadır.
Elif KESKİN MUNİS – SvS Stajyeri






